Başladığı
her işi yarım bırakma konusunda bir dünya markası olan ben, neredeyse kimsenin
takip etmediği kendime ait bu dijital platformda başlattığım "Benim İçin
Önemsiz Olan Şeyler" serisindeki ilk maddeyi paylaşmamın ardından 508 gün
geçmesine müteakip benden beklenen kararlılık seviyesinde serinin ikinci
yazısını yazmaktayım, bir alkışınızı alırım, çok sevinenler öpebilir de.
Fazla
takıntıları olan bir insan değilim ama "Kurumsal Dünya" düzenine
aşırı şekilde sinir olmaktayım. Aslına bakarsanız, asıl taktığım konu bu iğrençliklerle
dolu kurumsal dünya düzeninde bir yere gelmiş yönetici/patron sınıfındaki
insanların birer kahraman, birer kurtarıcı ve örnek alınması gereken insanlar
olarak görülmesi.
Zenginlik
kavramının şerefsizlikle eş anlamlı olduğu konusunda değişmesi mümkün olmayan
bir dünya görüşüm var, özellikle de zenginliklerini çok çalışmanın sonucu
olduğu konusunda hikayeler anlatan insanlara ayar oluyorum. Lan olm hiç mi
aranızda define bulan, devlet ihalesi yakalayıp devleti düdükleyen, ne bileyim
kaçakçılık vs gibi illegal işlere bulaşarak köşeyi dönen yok? Hepiniz mi çok
çalışarak zengin oldunuz? Helalll beeeee.
26 Şubat 2018 Pazartesi
Benim İçin Önemsiz Olan Şeyler 2: Başarı Hikayeleri
4 Ekim 2016 Salı
Benim İçin Önemsiz Olan Şeyler 1: Tanrı'nın Varlığı
Toplumların üstünde hakimiyet kurup totaliter bir yapıyı empoze etmek isteyen egemen güçler ve oligarşik yapılar tarafından “değer yargısı” “ahlak kavramı” gibi özünde çok bir mantığı olmayan ama insanların korkutucu şekilde benimsediği olgularla boğuştuğumuz bir hayatımız var. Toplumun büyük kesimini etkisi altına alan bu yargıların birçoğu da benim için hiçbir anlam ifade etmemekte. İşte bu yazı dizimde (sanki milyonların takip ettiği köşe yazarı gibi yazı dizisi falan diyorum ya asdnafa) benim için anlamı olmayan şeylerden biraz bahsedeyim dedim.
İnsanın varoluşundan bu yana hep arayış içerisinde olduğu bir “tanrı” kavramından bahsedilir. Başlı başına saçma bir iddia olan bu söylemin alt metninde “evrilmedin, yaratıldın” mesajı mevcut aslına baktığınızda. Dünyadaki toplam din ve bu dinlere mensup insan sayısını tam olarak bilmek pek mümkün değil, ancak yuvarlak olarak aşağıda belirttiğim rakamlar telaffuz edilmekte.
Ardından da dünya tarihi; üç ilahi dinin mensuplarının, yine üç ilahi dinin de yasakladığı cinayet eylemini gerçekleştirmek suretiyle kana bulanmış bir düzene sahne oluyor. Ve bu üç din de bu eylemleri kendi mensupları yaptığında “meşru” kılıyor.
Zihnimde Tanrı’nın varlığı ve dinler tarihi diye yüzeysel bir canlandırma yaptığımda gözümün önüne böyle bir sahne geliyor. Buradaki amacım kimsenin inancına saldırmak ya da aşağılamak değil, başlıkta da dediğim gibi bu benim için önemsiz bir konu, dolayısıyla saldırı gibi bir durum da söz konusu olamaz. Bu düşüncem sebebiyle benden nefret edecek olan Tanrı inancını önemseyen bireylere de diyeceğim o ki; kudretine sual olunmayıp ol dediğinde olduran Tanrı benim böyle düşünmemden rahatsız olup aktivasyon almıyorsa, size n’oluyor kardeşim?
Sözün özün böyle fantastik bir mantık çerçevesinde açıklanamaz bir sistemdense, rastlantısal olasılık üstüne kurulu evrim teorisiyle açıklanan bir süreç bana daha mantıklı geliyor.
Umarım, “Madem evrim var ve maymundan geldik, o zaman niye hala dünyada maymunlar var” sorusunu sorarak beni cevaplaması mümkün olmayan ve yüzlerce yıllık evrim teorisini tek kalemde çürütecek bir paradigmanın içine atmazsınız.
15 Nisan 2016 Cuma
Hayatta En Hakiki Mürşit*, Referanssız Bilgidir
28 Mart 2016 Pazartesi
Beyaz Yakalı Yarış Atları
Çünkü yaşasın rakı masasında ülke kurtaranlar !
29 Aralık 2015 Salı
Şimdi Bir Çılgınlık Yapıp Ara Güler'i Eleştireceğim
Biraz fotoğrafa merak duyan birisiyseniz "Türkiye'de Fotoğraf" denilince aklınıza şüphesiz ki ilk Ara Güler gelir. Bu ülke sınırları içerisinde bir eylem ile isminin eşlenik hale gelmesinin de en çok yakıştığı insanlardandır Ara Usta.
Ara Güler ustadır, fotoğraf ustası. Kendisindeki fotoğraf arşivi Türkiye'nin belki de Dünya'nın sayılı fotoğraf arşivlerindendir. Kimleri çekmemiştir ki Ara Usta; Winston Churchill'den tutun da Arnold Toynbee'ye kadar, Bertrand Russel'dan tutun da aynı zamanda arkadaşları olan Picasso ve Salvador Dali'ye kadar. Bakın Dali ve Picasso için arkadaşı diyorum, Ara Güler'in özgünlüğü ve sanatçılığını daha da fazla detaylandırmanın gereği yoktur sanırım ?
Ara Güler'i hep muhalif, huysuz ve aksi ihtiyar olarak bildik. Sözünü kimseden sakınmadı usta, yeri geldiğinde lafı hep gediğine oturttu hem de zaman zaman ağır sinkaflı sözlerle lafı gediğe oturtmaktan öteye gidip, resmen hitap ettiği kişinin götüne soktu.
Ancak en son yaptığı eylem olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarını çekene kadar ! Şimdi şöyle ki, bu eylemin bu kadar ses getirmesi bile Ara Güler'in ne kadar büyük bir usta olduğunun göstergesidir, ancak ben ustanın bu eylemi yapmasını kabul edemeyenlerdenim.
Ara Güler bir Ermeni olarak bu ülkede herkesin saygı duyduğu bir karakter olması sebebi ile büyük işler yapmışlığından şüphe duyulmaz. Çünkü bu ülkenin dindar, muhafazakar ve milliyetçi yapısı kolay kolay izin vermez bir Ermeni'nin, bir Kürd'ün, bir Yahudi'nin yaptığı işler sebebi ile ülkede kahraman ilan edilmesine, ama usta bunu başaran ender insanlardan olmuştur.
Lakin ülkenin ateş çemberine döndüğü bir konjönktürde, ülkenin bu ateşin içine düşmesinde başrolü oynayıp, kişisel çıkarları uğruna ateşin göz göre göre körüklenmesini içten içe destekleyen başrol oyuncusunun fotoğraflarını çekmek eylemi, kusura bakma ama Ara Usta bu kişinin cumhurbaşkanı olması senin de Ara Güler olman sebebiyle meşrulaştırılamaz.
Herkes politize olmak zorunda değil. "Ben sanatçıyım kardeşim, işimi yaparım çok da sikimde değil ne düşündüğünüz" dersen (ki öyle diyorsun anladığımız kadarıyla) Kusura bakma ama büyük usta o zaman sen de etnik kökenin olan Ermeni ismini bile ağzına alırken "afedersiniz Ermeni" diye hitap eden bir karakteri, sadece cumhurbaşkanı olduğundan dolayı fotoğrafını çekmek için can atan, fikirlere değil makamlara değer veren toplumsal gerçeklerden uzak bir fotoğrafçı olarak anılırsın.
Evet arkadaşlar Ara Güler'i eleştirdim, farkındayım !
![]() |
Bu fotoğraf da burada dursun ki meslekleri sebebiyle değil, düşünceleri ve toplum için verdikleri mücadeleler sebebiyle insanları yüceltmemiz gerektiğini unutmayalım. |
2 Aralık 2015 Çarşamba
Goncaları bugün vakit varken koparsak mı? Yoksa dalında mı bıraksak?
Ancak bireylerin fikirlerini olgunlaştıran doğdukları ve büyüdükleri coğrafya ile aldıkları eğitim vs gibi dış koşullardan bağımsız düşündüğümüzde, dünyayı bir yandan çiçek dikerken bir yandan da koparmak istediği zaman goncaları koparan Keating Hoca’lar değiştirse sanki çok daha yaşanası bir yer olmaz mı oh captain my captain ?
3 Kasım 2015 Salı
1 Kasım 2015 Seçimlerinde Seçmenin Verdiği Mesaj
3 Eylül 2015 Perşembe
Süper Loto Sana Çıksa N'aparsın Lan ?
Şans oyunları, yoksulken zengin olan insanların başarı hikâyeleri; “Sen de zengin olabilirsin !” algısının her daim insanlara empoze ediliyor olmasının araçları olarak, insanların neden bu sistemin içinde kalmak istediğini gösteren en renkli cilve örnekleridir. Hele ki Milli Piyango Yılbaşı çekilişi öncesi istisnasız her kanalın haber saatinin temel ögesini Nimet Abla’nın önündeki kuyrukların işgal etmesi ya da belli bir süre devir eden Süper Loto, Sayısal Loto gibi oyunların ardından bunun o zaman dilimindeki ülke gündeminin temelini oluşturması, gerçekleşme ihtimali rakamlarla belirtemeyeceğim kadar az olan bu olasılıkların hayalini yaşatarak, gerçek dünyadan uzaklaşmamızı sağlayıp bu kokuşmuş sistemin etrafımıza ördüğü, dokunsak kırılacak olan camdan duvarları kıramamamızı ama cesaretimizin kırılmasını sağlıyor.
21 Ağustos 2015 Cuma
Vapur
![]() |
| İşte bu da hamur kafalıların harika ! yeni vapuru |
![]() |
| Alın yapın işte kıyasınızı ! |
Hepimize geçmiş olsun.
14 Temmuz 2015 Salı
Organik Olmaz mı Ablacım, Yağmur Ormanlarında Yetişmiş Kadar Organik
9 Haziran 2015 Salı
2015 Genel Seçimlerine Yönelik Muazzam Bir Siyasi Analiz Yaptım
1 Haziran 2015 Pazartesi
Hiçbir Yere Siktir Olup Gidemeyeceğiz !
20 Mayıs 2015 Çarşamba
Evlendikten Sonra Özgüven Patlaması Yaşayan Kadınlar, Kadınlarımız.
5 Mayıs 2015 Salı
Sevgilisi Tarafından Çalıştığı Ofise Çiçek Gönderilen Dişi İnsan
Ah Müjgan !
9 Mart 2015 Pazartesi
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Dünya EMEKÇİ kadınlar gününün de ortaya çıkışı işte bu sanayi devrimi yıllarına dayanıyor. 8 Mart 1857 de New York’ta daha iyi imkanlarla çalışmak isteyen 40.000 işçinin yaptığı eylem esnasında, polisin eylem yapan işçilere saldırmasının ardından çıkan yangında fabrikaya sıkışarak hayatını kaybeden 129 kadın işçinin ruhu, emekçi kadınlara dair bu günün oluşmasının temellerini atmıştır.
Şimdi genel olarak bir tartışma mevcut “Dünya Kadınlar Günü” mü ? Yoksa “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” mü ? İşin aslına bakarsanız Türkiye’de 8 Mart’ın kutlanması süreci, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak başlamıştır. Ancak 80 ihtilalinden sonra politik olarak içi boş, eğitim olarak düşünmeyen sorgulamayan ve biat eden bireylerden oluşan bir toplum oluşturma projesinin küçük bir parçası olarak 8 Mart artık “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlana gelmiştir.
“Efendim, emekçi ve emekçi olamayan diye kadınları ayırmak olur mu hiç” diyen bir savunma mekanizması da mevcut. Olur efendim, emekçi ve emekçi olmayan diye her kesimi ayırabilirsiniz. Bir cinse ait olduğun için uluslararası alanda bir kutlamanın yapılması ne kadar mantıklı olur, ne kadar amaca hizmet edebilir ? O gün, ortaya çıkışındaki emek mücadelesi sebebi ile EMEKÇİ kadınların günüdür.
Ve ben toplumda yer alan herkesi emekçi ve emekçi olmayan diye ikiye ayırabilirim. Kendi iğrenç konfor alanının çizdiği sınırlar içerisinde yer alıp, algısını dış dünyaya kapatmış, burjuvazinin kapitalizmin batağına saplanmış modern şehir kadını ile “Emek” kavramının ne olduğunu yaşayarak, mücadele ederek, acı çekerek, bedeller ödeyerek öğrenmiş emekçi kadınları nasıl bir tutabilirim. 8 Mart’da meydanlara çıkıp kadınlara karşı işlenen taciz, cinayet, tecavüz, istismar gibi suçları yaşamış ya da yaşamasa bile yaşayan kadınların acısını en derinde hissederek birbirlerine destek olup, korkusuzca seslerini yükselten kadınlarla; her anlamlı olgunun içini boşaltıp kendi istediği gibi yorumlamaya çalışan, bakıldığında mücadelenin amacını oluşturan iğrençliklere zemin hazırlayan otoritenin düzenlediği şaklabanlıklarda yer alanları nasıl bir tutabilirim !
Bu sebeplerden dolayı; Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.








